Bu ülkede besteci olmayın sakın!

En son güncellendiği tarih: Tem 23



Merhabalar,


Besteciler eğer eser yazmazsa ne olur biliyor musunuz?

Ne müzik, ne yorumcu, ne dinleyici, ne de müzik kültürü olur bir ülkede.

Olur da, ne kadar gerçek olur orasını bilemem.

Tabii Klasik Batı Müziği'nden söz ediyorum. Biz aslında muhtacız diğer milletlerin bestecilerine, onlar olmazsa 1 sezon çalacak kadar eseri zor buluruz, o da çalmak istersek tabii. Bestecinin rölü bu kadar önemliyken konu hakkında bazı sorular sorsak;


Türkiye'de Klasik Müzik alanında bir besteci nasıl yetişiyor?

Sadece besteleri ile hayatını kazanabilir mi?


Bunun cevabı ne yazık ki hiç bir zaman "evet" olamadı.

Sebepleri çok çeşitli ama önce kısaca bu mesleğin meşakkatli yollarından bahsetmek yerinde olur sanırım. Anlatırken de değineceğim hususlar size sebepleri ve kaynakları hakkında fikir verecektir diye umuyorum.


Çocukluktan itibaren müziğe karşı yetenekli olduğunuzu hayal edin. Bir müzik okulunda bir enstrüman dersi almaya başlarsınız. Sizin için yepyeni bir dünyadır ve inanın bana çok zevklidir. Hayatınız değişir.


Şanslı iseniz iyi bir hocanız olur ve çok iyi anlaşırsınız. Enstrümanınızda biraz ilerlersiniz ve notanın bir yerinde okunuşunu dahi telaffuz edemediğiniz bir isim yazar.

İşte o bestecinin ismidir genellikle. Melodisini çok seversiniz ve bestecinin diğer eserlerini merak edersiniz.


Kimdir? Ne zaman yaşamıştır? Hangi millettendir?


Bu gibi sorulardan sonra siz de yavaş yavaş besteci olmaya özenirsiniz. Bir şeyler yazayım diye ufak melodiler üretmeye başlarsınız.


Eğer bu duyguya sahipseniz sizde bir besteci olabilecek potansiyel vardır denebilir.


Neden mi?


Çünkü sınıfınızdaki başka hiç kimse bu sorularla ilgilenmez.

Verilen eseri çalışır, hocasına çalar, hoca tamam iyi derse yeni bir eser verir, onu çalışır getirir dinletir o da tamam, bir sonraki, bir sonraki...


Bu hayatı boyunca böyle devam eder.

Besteci ve bestecilik kavramları onun ruhunda pek bir şey tınlatmayabilir.

Çünkü o sadece icracılık yolunu seçmiştir. Hatta profesyonel müzik dünyasında, orkestracılar arasında bile, mesleki rutine girildiğinde;

Geçen hafta hangi eseri, hangi şef veya solistle çaldığını bile hatırlamayanlar az değildir. Ayrıca bu eğer sen işini iyi yapıyorsan mecburiyet de değildir. Bu bir seçimdir.


Bestecilik ruhu taşıyan ise başka bir yoldan gider. Bir enstrümanı iyi çalmak için diğerleri gibi kan, ter ve gözyaşı dolu bir yoldan geçerken, bir yandan da beste yapmakla uğraşır.

Bir şeyler yazar, uyarlamalar yapmaya çalışır. Bunun için fazladan zaman harcamak onun için büyük zevktir.

Besteciliği daha ciddi yapmak istediğinde farkına varır ki, enstrümancı olarak aldığı eğitim onu yolda bırakır, yetmez!

Teorik bilgisi, solfej, entrüman bilgisi, orkestrasyon, müzik tarihi, armoni, kontrpuan, füg, stil bilgisi, stilleri yaratan kuralları ve onları kırarak yeni stiller yaratan bestecilerin ne yaptıklarını bilme gerekliliği, derken; daha bir çok konuda aldığı eğitim ona yüzeysel gelecektir. Daha da derine inmesi gerekir, daha uzaklardaki sulara yelken açabilmesi için daha yetkin bir denizci olması gerekir.


Aslında başına iş açmıştır ama henüz farkında değildir. Oraya geleceğiz az sonra.

Bu anlattıklarım bir çok enstrümancının kafasını yormadığı, yormak istemediği ve hatta gereksiz bile bulabildiği şeylerdir.

Ancak burada bazı enstrümancıları da özellikle ayırmak gerekir; zaten onlar da doğal olarak diğerlerinden fark edilir derecede ayrılırlar.

Ama genelde çoğunluk ilk anlattığım gruptadır.


Eğitiminizi aldınız değerli hocalarla çalıştınız, diğerlerinden daha çok donanım sahibi oldunuz. Kendi ifade dilinizi, stilinizi de bulmanız gerekir ki bu da hiç kolay değildir.


Bunlar da tamam diyelim ve doğal olarak hayatınızı aldığınız eğitim sonucunda edindiğiniz bu meslekle kazanabilmek istersiniz.


Buraya kadar her şey iyiydi de bundan sonra yol daralmaya ve tünelin ucundaki ışık sönükleşmeye başlar. Bir de Türkiye'de iseniz bu tünelin sonunda ışığı bile görebilmeniz için mucize olmasını beklemek gerekir.


Yarışmalara katılırsınız en büyük ödülü de kazandınız diyelim. Alacağınız ödül sizin 1 yıllık faturalarınızı dahi ödemeye yetmeyecektir. Yaşamak için başka yollar bulmaya mecbursunuz. Akademik kariyer yapmak için sizden önceki dolmuş kadroların boşalması veya ünvan sahibi yetkililerin insafı arasında kalma ihtimaliniz çok yüksektir.


Sonra, diyelim dünyanın diğer ülkelerinde olduğu gibi, eserlerinizi bir orkestranın icra etmesi için gönderirsiniz. Orkestraların Yönetim Kurulları ve Şefler sizin eserlerinizi tam olarak dinleyecek, anlayacak ve de programa alacak.


Harika değil mi?


Hayır değil! Bu anlattıklarımın gerçekleşmesi mucizeler listesinde en alt sıralardadır.


Fakat o kadar şanslısınız ki; mucize gerçekleşti bir değil 6 orkestra programa aldı sizin eserinizi.


Müthiş gidiyor her şey! Ancaaak!


Ücret konusuna gelince işler narinleşecektir.

Hatta siz öyle bir duruma geleceksiniz ki; "Eserim çalınsın da, bir kez canlı duyabileyim de, üstüne ben para vermeye razıyım" diyeceksiniz, dedirtileceksiniz daha doğrusu.


Böylesi de olmadı, o yıl o orkestraların hepsinde, kendi kültürüne sahip çıkma bilincine sahip Yönetim Kurulları ve Şefler denk geldi. Her şey sizin tarafınızda ilerliyor.


Orkestra sizin eserinizi çalarken ne hissedecek?

Orkestranın zorlanması herkesi zorlar!

Malum orkestralarda her yıl seçim var! Dengeleri korumak lazım!


İnanın bana haklı oldukları yönler hiç de az değil.


Burada biraz bestecinin de alması gereken dersler, çıkarımlar var!


Gerçekçi dersler bunlar!


Yorumcular eserinizi zevk alarak çalmalı ki dinleyiciye iyi iletsin.

Dinleyici beğenmeli ki bir daha sizin adınızı aklının bir köşesinde yazsın, favoriler bölümüne alsın.



Bunları da aştınız ve 6 Devlet Orkestrası da eserinizi programa aldı ve ödeme yapmaya hazırlar!


1 senfoni (30-40 dk.) veya uvertür (10-15 dk.) ya da konçerto (25-35 dk.) için size ne kadar ödenebilir?

İlgili kalemde ne kadar para var?

O paradan size ne kadar pay düşecek?

O payı size ödeyebilecek Müdürlük, G.Müdürlük veya Bakanlık var mı?

Mevzuat ve bütçe buna uygun mu?

Bunun takibini hangi birim ne kadar heveskar bir şekilde yapmakta?


Bunlar da tamam oldu da, size ne kadar ödeneceğinin

belirlenmiş bir tarifesi var mı?


Herhangi bir 3.5 dk. (Hızlılar) 5-5.5 dakikalık (yavaşlar) pop şarkısı astronomik ücretler kazanır ve kazandırırken; bunların rayiç bedel listesi bile net bir şekilde yapılmışken;




Bunca yıl bu alanda bir rayiç bedel listesi yayınlanmış mı?


Kilosu/Dakikası kaç para eder bu işin? Tartım ölçüsü nedir? 4/4'lük veya 15/8'lik gibisinden bahsetmiyorum.


Maddi olarak karşılığının net bir şekilde belirlenebileceği; bir eserin süresi, türü, parti sayısı vs. vs. gibi kıstaslar objektif bir şekilde kafa patlatılarak yapılmış her hangi bir çalışma var mı benim ülkemde M.K.Atatürk'ün ve TBMM'nin kurduğu Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nde?


Benim bildiğim yok ama bilenler varsa lütfen açıklasın.


Mucizeler mucizesi kıstaslar bunlar inanın bana.


Yıllarınızı verdiğiniz 60 dakikalık eserin fiyatını kim belirleyecek?


Bu tarifeyi hazırlayabilecek odalar vardır ya esnaf odaları gibi.

Mesela o meslek erbablarını temsil eden bir tüzel kişilik dertlerini anlatır.

Hamallar ve Yük taşıyıcılar odası, taksiciler odası, mermerciler odası gibi oluşumlar bu işlerin peşine giderler.

Besteci ve Orkestra Şefleri için bir STK var mı?


Evet var. Bu konuda şimdiye kadar ne yaptılar, yapıyorlar? Bu sorunların farkındalar mı?

Çözümlerinin yollarını bilenler mi yönetimde?


Aslında en iyisi bu soruları onlara sormak.

BESOM Besteci, Orkestra Şefleri ve Müzikologlar derneği bir STK olarak referans olarak gösterilebilir.


Aman Allahım inanılmaz ama, bunları da aştınız, öylesine büyük mucizeler peşinizden koşuyor ki;


Fazla havalanmayın size şu var olan sistemde ödenebilecek ücret hayatınızı devam ettirmenize yetmez, yetemez. Çünkü yok öyle paralar.

Büyüklerimiz düşünmemiş, ya da düşünememiş, buralara gelineceğini görememiş

kendilerinin de ifade ettikleri üzere.

Her neyse ama faturalar halen şişmekte, yaşınız da geçmekte bu arada.





Popüler sektör tarafında bir şeyler yapabilirsiniz belki.


O alandaki kazançlara ve iş kalitesine bakınca, eğitim durumuna bakınca haklı olarak sizin kalitelerinizin daha yüksek olduğu kanısıyla, bunu ben de yapabilirim diye düşünebilirsiniz.


XXX bir isim, XXX dizisindeki 5 yıl önce yapmış olduğu müzikten sadece telif ücreti olarak milyona yakın para kazanabiliyor.

Ya da bir bestesinden halen telif ücreti banka hesabına yatabiliyor.


Nasıl oluyor da oluyor?


Çünkü o alandaki meslek birlikleri işlerini çok daha ciddiye almayı zaman içinde öğrendiler. Gitgide dünya standartlarına yaklaşmaya çalışıyorlar.





"Jingle Bells" adlı parçayı herkes bilir. Bir müzik öğretmeni yazmış, sınıfındaki öğrencilerinin söyleyebileceği değişik, keyifli bir şarkı olsun diye.

Şarkı müthiş tutmuş ve artık dünya genelinde telifli icra takibi imkansız olduğundan, yılda 15 milyon USD'da anlaşmışlar taraflar. Sadece o şarkı için, duyduğunuzda biraz daha saygı ile dinlersiniz umarım! Her yıl mirasçılarına bu para yatıyor.


Ama bir dakika!


Siz bunları duyunca tabii ya ben diplomalı besteciyim ben de yaparım diye düşüneceksiniz. Doğal olarak, ancak o işler de o kadar kolay değil.

Siz TV-Medya-Internet-Reklam müziği hakkında ne öğrendiniz, size ne öğretildi?

Hocalarınız bu konuda sizleri uyandırdı mı henüz siz genç bir öğrenciyken?

Onlar bu yolları seçmemiş olabilir, sizler entellektüel çağdaş müzik arayışlarına zerk olurken kimse size dünyanın ve zamanın gerçeklerinden söz etti mi?


Diyelim ki etti!




Hangi DAW software kullanıyorsunuz? Pluginleri mix ve mastering ve de recording teknikleri ile ne kadar haşır neşir oldunuz? Bu dediklerimde ne kadar iyi ve çabuksunuz? Öyle ya zaman en önemli şey dünyada.


Bunlarda da çok iyisiniz, pazarlama sosyal medya ve tabii ki sosyal ağ ilişkileriniz de çok iyi ise ve de çok ama çok şanslıysanız hayatınızı bu yollarla kazanıp kendi gönlünüzde yatan bestelerinizi Senfoni Orkestralarının çalması için üstüne para vererek de olsa çaldırabilir misiniz?


O konu da belirsiz ne yazık ki. Nedenleri yukarıdaki satırların arasında bir yerlerde gizli.

Analiz yeteneğinizi kullanıp bulabilirsiniz.


Peki bir kaç soru daha!


Siz tüm bu yazdıklarımı okuduktan sonra, hala bu ülkede

besteci olmak ister misiniz?


Çocuğunuzu Klasik Batı Müziği alanında çağdaş müzik bestecisi

olması için teşvik eder misiniz?


Son bir kaç söz de yukarıda bahsini ettiğim Devlet Orkestraları, STK Yönetim Kurulları, Kültür Bakanlığı'nda makam sahipleri, Genel Sanat Yönetmenleri, Orkestra Sanatçıları ve dinleyiciler için.


Lütfen bir daha besteci olma yolunu seçmiş herhangi bir Türk bestecisinin eseri ile karşılaştığınızda bir değil bin kez düşünün.


Nasıl bir yoldan geçtiğini, her türlü engele rağmen yılmadan Türk Müzik Kültürü adına bir şeyler üretmek için neleri kurban ettiğini hatırlayın, tartın ve ona göre verin kararınızı.





Bir de kolaysa 2 notayı yanyana getirip bir şeyler yazmayı deneyin de bakın yapabiliyor musunuz?


Artık buna göre değerlendirin derim ben.


Sevgi ve saygıyla

87 görüntüleme