Senfoni ile Saz Eserleri

En son güncellendiği tarih: Nis 25


Merhabalar,


Geçen yıl önce Çukurova Devlet Senfoni Orkestrası, Murat Salim Tokaç ve Burak Çakır ile birlikte konserini, sonra da CD kaydını yaptığımız "Senfoni ile Saz Eserleri" projemiz tanıtım konserleri ile yoluna devam ediyor.


İlk tanıtım konserini Adana'da yaptıktan hemen 1 ay sonra 24 Ocakta CRR Konser Salonunda ikincisini gerçekleştirdik.


Projemiz gittikçe olgunlaşıyor ve demleniyor tadı daha da artıyor. Bendeki hikayesine gelince, neresinden başlasam ki?


MURAT SALİM TOKAÇ ile TANIŞMA


Yıl 1990'ların başlarıydı ben Orkestra Şefliği ve Bestecilik eğitimim için Hollanda'daydım. O yıllarda Hollanda'da "World Music" kavramı yeni yeni başlıyordu. Çeşitli ülkelerden üstadlar, gruplar kendi ülkelerinin müziklerini icra etmek üzere Hollanda'ya çok sık gelmekteydi. Ben de değişik Kültürlerin müziklerini tanıyabilmek adına, bu konserleri fırsat buldukça takip ediyordum.


Derken ilanlarda Cinuçen Tanrıkorur'un bir ensemble ile geleceğini gördüm. Hollanda'da birkaç şehirde seminer-konser yapacaklardı. Şehrini şu an hatırlamıyorum ama sanırım Amsterdam'daki konsere gittim. Üstad Tanrıkorur Ud, Fahrettin Yarkın Vurma sazlar ve bizim yaşlarımızda genç bir adam Ney üflüyordu. İşte ilk defa o gün Murat Salim Tokaç ile tanıştım.

Kaderin yollarımızı nasıl kesiştireceğinden habersiz Müzik üzerine bazı sohbetler yaptık ve sonra herkes kendi yoluna gitti.


Yıllar sonra Güzel Sanatlar Genel Müdürümüz oldu ve böylece bıraktığımız yerden devam ettik. Aslında Müzik sanatının belli bir merhalesine gelmiş şahsiyetlerin büyük çoğunluğunda olduğu gibi; kendisiyle hiç bir zorlama veya hesap olmadan sadece Müzik konusunda neler yapabileceğimizi konuştuk çoğunlukla. Yani Makamlar ve etiketler hiç konu olmadan, onlardan azade bir şekilde. Bu önemli idi benim için çünkü; yıllardır ağabey diye hitab ettiğim kişiler aynı Makama geldiklerinde;

- Bana Genel Müdürüm diyeceksin bundan sonra! gibi gereksiz Egosal davranışlar sergilemişlerdi ne yazıktır ki.

Ben onlara hiç Genel Müdürüm demedim. Ancak Murat Salim Tokaç'a her zaman Genel Müdürüm diyorum. Bilmem anlatabildim mi?


Bahsettiğim Müzik konulu sohbetlerimizde hayallerden yola çıkarak, acaba zamanı ve zemini gelmiş midir? tasasını da duyarak birlikte oluşturduk "Senfoni ile Saz Eserleri" Projesini. Zaman-Zemin dedim ya doğruluğunu denemeden bilemezdik. Kısmet oldu denedik ve işte buralara kadar ilerledik.


Eğer Senfoni veya Oda Orkestrası (Çoksesli) ile farklı bir müzik disiplini birlikte aynı projede olacaksa, eserlerin seçkisi projenin en önemli ilk adımıdır. Bunu yapacak kişinin, kendi müziğini iyi bilmesi, repertuara çok hakim olması gereklidir. Bir de bunların üzerine; sazındaki virtüözitesini de eklemiş olursa, proje daha başından sağlam temellere oturarak yoluna çıkar.

Murat Salim Tokaç bu aşamada çok zeki ve zevkli bir repertuar oluşturdu.


Önce, eserleri bana solo olarak icra etti; Kayıtlarını ve Notalarını gönderdi.


Bu aşamadan sonra benim işim başlıyordu. Ben de bu aşamayı sizlere dilimin döndüğünce anlatmaya çalışayım;


Önce gelen kayıttan eseri dinliyor, dinliyor, dinliyorum...

Sonra değişik başka icraları varsa, onları da dinliyor, dinliyor ve yine dinliyorum.

Eser ne zaman dilime, düşüncelerime takılıyorsa onu çalmaya veya mırıldanmaya başlıyorum.


Sonra eseri ilk defa görüyormuş gibi bir temizlenme, arınma aşamasına geçiyorum. Sonra da uyuyorum bulduğum her fırsatta (ister inanın veya inanmayın ancak, beni yakından tanıyanlar çok iyi bilirler bu aşamayı). Ve beni uykumdan uyandırmasını bekliyorum. Uyandırmaya başlayınca, notayı alıyorum elime, o an tarifi zor bir an benim için.


Ama İlla ki tarif etmem gerekirse;


Malzemeyi tekrar inceliyorum, bununla neler yapılabilir gözlüğü ile inceliyorum.

Adeta yıllar öncesinden tanımadığım bir insandan bir mektup almışım gibi.

Mektubun sahibi bana neler yazmış, içinde ne gibi sırlar saklamış? Bana neler yapabileceğimi fısıldıyor?

Sonra, yavaş yavaş bilmece çözülüyor ve bestecinin yazmamış olduğu, ama kulağının içinde tınlatmış olduğu sesleri bulup, keşfedip notalamaya başlıyorum.


Bilmem anlatabildim mi? Umarım anlatabilmişimdir.


CRR'deki konserde Değerli Üstad Erol SAYAN vardı. Ben Cinuçen Tanrıkorur'un "Bahar Müjdesi Gözlerin" adlı eseri öncesi, Murat Salim Tokaç'ın başladığı konuşmaya katkı yapmak üzere sözü aldım. Dinleyiciye de, sizlere yukarıda bahsettiğim manalarda bir şeyler anlattım.


Üstad Erol SAYAN benim çok değer verdiğim bestecilerden birisidir. Benim konuşmam sırasında, başını söylediklerime tasdik anlamında ara sıra öne doğru sallaması, inanın benim için büyük bir ruhsal armağan oldu. Kendisine buradan da teşekkür ediyorum.


Konser sonrasında onunla görüşmek için bulunduğu odaya gittik. Nezaketle ayağa kalktı ve bizleri tebrik etti. Daha sonra da ekledi;




-Biz bu eserleri böyle de çalınabilmesi hayali ile besteledik; gerçekten çok güzel olmuş emeği geçen herkesi can-ı gönülden tebrik ediyorum, dedi.



Projenin başından beri kafamda hep bir soru vardı. Eğer Üstadlar yani; Cinuçen Tanrıkorur, Şerif Muhittin Targan, Refik Fersan ve Tanburi Cemil Bey dinleselerdi, ne derlerdi acaba? diye.


Sonra düşündüm de; Fiziki alemde alabilmemin mümkünü olmayan bir cevap;

Üstad Erol SAYAN'ın söylediklerinde saklı olabilir miydi acaba?

Mana aleminden bize bu yolla iletilmiş olabilir miydi acaba?






114 görüntüleme